<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[islam ve Güzel Ahlak - Şemaili]]></title>
		<link>http://gulbeste.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[islam ve Güzel Ahlak - http://gulbeste.com/forum]]></description>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 08:00:14 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Elbise ve ayakkabı giyip çıkarma usulü]]></title>
			<link>http://gulbeste.com/forum/showthread.php?tid=303</link>
			<pubDate>Sun, 10 Feb 2008 22:03:51 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gulbeste.com/forum/showthread.php?tid=303</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;">6- ELBİSE VE AYAKKABIYI GİYİP ÇIKARMA USULÜ</span><br />
<br />
Elbise, ayakkabı, pantalon vb. gibi elbiseler giyerken önce elleri geçirmek, pantolon için de önce ayakları geçirmek müstehaptır. Çıkarırken önce solu, sonra da sağı çıkarır. Gözlerine sürme çekerken, misvak kullanırken, tırnak keserken, bıyık kırparken, koltukaltı kıllarını yolarken, başı tıraş ederken, namazda selam verirken, mescide girerken, tuveletten çıkarken, abdest, gusül, yeme, içme, tokalaşma, haceri esvedi selamlarken, birinden bir şey alır ve verirken vb. şeyleri yaparken, hepsinde sağdan başlamak müstehaptır. Tersini yaparken de soldan başlanır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">50-</span> Hz. Aişe radıyallahu anha diyor ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem abdest alma, saç tarama ve ayakkabı giyme gibi şeyleri yaparken sağdan başlamayı severdi. Buhari, Vudu, 168; Müslim, Taharet, 268.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">51-</span> Hz. Aişe radıyallahu anha diyor ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sağ elini abdest ve yemek yeme için, sol elini de tuvalet vs. için kullanırdı. Ebu Davud, Tagaret, 33.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">52-</span> Hafsa radıyallahu anha diyor ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sağ elini yemek, içmek ve elbise giymek için; sol elini de diğer şeyler için kullanırdı. Ebu Davud, Taharet, 32; Beyhaki, 1/86.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">53-</span> Ebu Hureyre radıyalahu anha diyor ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">"Elbise giydiğiniz ve abdest aldığınız zaman sağ tarafınızdan başlayın."</span></span><br />
<br />
Bu konuda çok hadis vardır. <span style="font-weight: bold;">Allah</span> daha iyi bilir. Ebu Davud, Libas, 4141; Tirmizi, Libas, 1766.<br />
________________________________________________<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Not;  Bu Hadis-i Şerifler tarafımdan; </span><br />
<br />
PEYGAMBERİMİZDEN DUALAR<br />
(El- Ezkâr)<br />
İMAM NEVEVİ<br />
(1233-1277)<br />
Çeviren:<br />
Doç. Dr. Abdülvehhab Örtürk<br />
Yeni Şafak<br />
KÜLTÜR ARMAĞANI<br />
EKİM 2005<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ADLI KİTABDAN YAZILMIŞTIR.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;">6- ELBİSE VE AYAKKABIYI GİYİP ÇIKARMA USULÜ</span><br />
<br />
Elbise, ayakkabı, pantalon vb. gibi elbiseler giyerken önce elleri geçirmek, pantolon için de önce ayakları geçirmek müstehaptır. Çıkarırken önce solu, sonra da sağı çıkarır. Gözlerine sürme çekerken, misvak kullanırken, tırnak keserken, bıyık kırparken, koltukaltı kıllarını yolarken, başı tıraş ederken, namazda selam verirken, mescide girerken, tuveletten çıkarken, abdest, gusül, yeme, içme, tokalaşma, haceri esvedi selamlarken, birinden bir şey alır ve verirken vb. şeyleri yaparken, hepsinde sağdan başlamak müstehaptır. Tersini yaparken de soldan başlanır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">50-</span> Hz. Aişe radıyallahu anha diyor ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem abdest alma, saç tarama ve ayakkabı giyme gibi şeyleri yaparken sağdan başlamayı severdi. Buhari, Vudu, 168; Müslim, Taharet, 268.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">51-</span> Hz. Aişe radıyallahu anha diyor ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sağ elini abdest ve yemek yeme için, sol elini de tuvalet vs. için kullanırdı. Ebu Davud, Tagaret, 33.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">52-</span> Hafsa radıyallahu anha diyor ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sağ elini yemek, içmek ve elbise giymek için; sol elini de diğer şeyler için kullanırdı. Ebu Davud, Taharet, 32; Beyhaki, 1/86.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">53-</span> Ebu Hureyre radıyalahu anha diyor ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">"Elbise giydiğiniz ve abdest aldığınız zaman sağ tarafınızdan başlayın."</span></span><br />
<br />
Bu konuda çok hadis vardır. <span style="font-weight: bold;">Allah</span> daha iyi bilir. Ebu Davud, Libas, 4141; Tirmizi, Libas, 1766.<br />
________________________________________________<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Not;  Bu Hadis-i Şerifler tarafımdan; </span><br />
<br />
PEYGAMBERİMİZDEN DUALAR<br />
(El- Ezkâr)<br />
İMAM NEVEVİ<br />
(1233-1277)<br />
Çeviren:<br />
Doç. Dr. Abdülvehhab Örtürk<br />
Yeni Şafak<br />
KÜLTÜR ARMAĞANI<br />
EKİM 2005<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ADLI KİTABDAN YAZILMIŞTIR.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tertipli Oluşu Ve Estetiğe Verdiği Ehemmiyet]]></title>
			<link>http://gulbeste.com/forum/showthread.php?tid=148</link>
			<pubDate>Thu, 10 Jan 2008 01:13:49 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gulbeste.com/forum/showthread.php?tid=148</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Tertipli Oluşu Ve Estetiğe Verdiği Ehemmiyet</span></span><br />
<br />
Hz. Muhammed (s.a.v.) düzenli yaşamaya özen gösterir, Müslümanlara da her hususta düzenli olmalarını ısrarla tavsiye ederdi. Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in huzuruna saçı-sakalı birbirine karışmış bir adam geldi. Peygamberimiz (s.a.v.)  o kişiye saçını sakalını düzeltip gelmesini işaret etti, o da düzeltip geldi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: <span style="font-weight: bold;">"Birbirinizin, şeytan gibi saçı başı dağınık olmasından böylesi daha iyi değilmi?"</span><br />
<br />
Yine bir gün Sevgili Peygamberimiz (S.a.v.), üzerinde kirli elbiseler bulunan birini göstererek: <span style="font-weight: bold;">"Şu kişi, acaba elbisesini yıkayacak bir şey bulamıyor mu?"</span> buyurdu.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem (s.a.v.); beden, elbise, yiyecek, giyecek, ev ve sokak temizliğine fevkalâde önem verirdi. Bununla beraber kalb ve ruh temizliğinin ehemmiyetini de ısrarla belirtirdi. Bunun içindir ki; <span style="font-weight: bold;">"Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların zarar görmediği kişidir"</span> buyurmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.) bu hadisiyle toplum içinde, Müslümanlara: <span style="font-weight: bold;">"İtibarlı ve güvenilir"</span> olmaları gerektiğini işaret ediyordu. Bu sebeple Peygamberimiz (s.a.v.): <span style="font-weight: bold;">"Söz söylerken yalancılık edeni, söz verdiği zaman sözünde dumayanı, kendisine bir şey emanet edilince hıyanet edeni"</span> iki yüzlülükle nitelemiştir. Çünkü bu eksiklik ve yanlışlıkları yapan Müslümanlar, güvenilir insan olmaktan uzaklaşırlar. <br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.), kalb hakkında da şöyle buyurmuştur: <span style="font-weight: bold;">"Dikkatli ve uyanık olunuz! Bedenin içinde bir lokmacık et parçası vardır ki, iyi olursa bütün beden iyi olur. Bozuk olursa bütün beden bozuk olur. İşte o parçası kalbdir."</span> Kalb, mânevi açıdan bakıldığında bir semboldür, iyi değerle beslendiğinde sahibine yol gösterir, estetik duygusu da böyle bir kalbe sahip olmakla başlar. Kalb fesada uğramış ise o kişide duygularının ve estetik anlayışının gelişip serpilmesini beklemek hayal olur. <br />
<br />
Ruhun beslenmesi de ihsan metoduyla mümkündür. Yani Müslüman, ahlâki şuurun gelişmesini sağlayacak ve davranışlarını en güzel, en ölçülü şekilde ayarlamaya özen gösterecek, bunun için de her an Cenâb-ı Hak tarafından görülüp gözetildiğinin, ilahi bir denetim altında bulunduğunun farkında olacak. Bu ince noktayı akıldan ırak tutmayan kişi; ynalış işten, eksik ve hatalı davranıştan kaçınarak, dolayısıyla güzelliği, doğruluğu, iyiliği , estetiği yakalayabilecektir. Cenâb-ı Hak bize "Ey Rabbimiz! Bize dünya da da iyi bâl ver, âhirette de..." diye dua etmemizi emreder. Bundan anlıyoruz ki, Müslüman, hem âhireti hem de dünyayı düşünecektir. Ama onun dünyası düzensiz, karışık, dağınık bir dünya olamaz. İşte bunun için olsa gerek ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bediî zevkler üzerinde önemle durur. Onun şu hadisleri bu açıdan çok enteresandır: "Allah güzeldir, güzelliği sever" "Allah her şeyde ihsanı (keyfiyetçe güzelliği ve zerafeti) emretti..."<br />
<br />
"Bir insan herhangi bir iş yaptığında, Allah o işin en iyi şekilde yapılmasını sever" buyuran Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir kabrin bile iyi kazılmasını ve cenaze toprağa verildikten sonra iyi örtülmesini ister. O, bir gün bir cenaze merasimine (muhtemelen oğlu İbrahim'in cenazesine) gitti. Mevtayı toprağa verdiler, üstünü örttüler; fakat kabirde bir kazılış hatası vardı, bir taraf eğri görünüyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) bunun hemen düzeltilmesini emretti. Orada bulunanlar: "Bu, ölüyü rahatsız mı eder?" dediler. Peygamberimiz (s.a.v.) bunlara şu cevabı verdi: "Hayır, gerçekte böyle şeyler ölüyü ne sıkar, ne rahatlık verir, fakat bu, sağ olanların gözüne güzel görünmek içindir." buyurdu.<br />
<br />
6Tecrid, 1, 29(iman, 11). 7 Buhari, İman, 39]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Tertipli Oluşu Ve Estetiğe Verdiği Ehemmiyet</span></span><br />
<br />
Hz. Muhammed (s.a.v.) düzenli yaşamaya özen gösterir, Müslümanlara da her hususta düzenli olmalarını ısrarla tavsiye ederdi. Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in huzuruna saçı-sakalı birbirine karışmış bir adam geldi. Peygamberimiz (s.a.v.)  o kişiye saçını sakalını düzeltip gelmesini işaret etti, o da düzeltip geldi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: <span style="font-weight: bold;">"Birbirinizin, şeytan gibi saçı başı dağınık olmasından böylesi daha iyi değilmi?"</span><br />
<br />
Yine bir gün Sevgili Peygamberimiz (S.a.v.), üzerinde kirli elbiseler bulunan birini göstererek: <span style="font-weight: bold;">"Şu kişi, acaba elbisesini yıkayacak bir şey bulamıyor mu?"</span> buyurdu.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem (s.a.v.); beden, elbise, yiyecek, giyecek, ev ve sokak temizliğine fevkalâde önem verirdi. Bununla beraber kalb ve ruh temizliğinin ehemmiyetini de ısrarla belirtirdi. Bunun içindir ki; <span style="font-weight: bold;">"Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların zarar görmediği kişidir"</span> buyurmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.) bu hadisiyle toplum içinde, Müslümanlara: <span style="font-weight: bold;">"İtibarlı ve güvenilir"</span> olmaları gerektiğini işaret ediyordu. Bu sebeple Peygamberimiz (s.a.v.): <span style="font-weight: bold;">"Söz söylerken yalancılık edeni, söz verdiği zaman sözünde dumayanı, kendisine bir şey emanet edilince hıyanet edeni"</span> iki yüzlülükle nitelemiştir. Çünkü bu eksiklik ve yanlışlıkları yapan Müslümanlar, güvenilir insan olmaktan uzaklaşırlar. <br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.), kalb hakkında da şöyle buyurmuştur: <span style="font-weight: bold;">"Dikkatli ve uyanık olunuz! Bedenin içinde bir lokmacık et parçası vardır ki, iyi olursa bütün beden iyi olur. Bozuk olursa bütün beden bozuk olur. İşte o parçası kalbdir."</span> Kalb, mânevi açıdan bakıldığında bir semboldür, iyi değerle beslendiğinde sahibine yol gösterir, estetik duygusu da böyle bir kalbe sahip olmakla başlar. Kalb fesada uğramış ise o kişide duygularının ve estetik anlayışının gelişip serpilmesini beklemek hayal olur. <br />
<br />
Ruhun beslenmesi de ihsan metoduyla mümkündür. Yani Müslüman, ahlâki şuurun gelişmesini sağlayacak ve davranışlarını en güzel, en ölçülü şekilde ayarlamaya özen gösterecek, bunun için de her an Cenâb-ı Hak tarafından görülüp gözetildiğinin, ilahi bir denetim altında bulunduğunun farkında olacak. Bu ince noktayı akıldan ırak tutmayan kişi; ynalış işten, eksik ve hatalı davranıştan kaçınarak, dolayısıyla güzelliği, doğruluğu, iyiliği , estetiği yakalayabilecektir. Cenâb-ı Hak bize "Ey Rabbimiz! Bize dünya da da iyi bâl ver, âhirette de..." diye dua etmemizi emreder. Bundan anlıyoruz ki, Müslüman, hem âhireti hem de dünyayı düşünecektir. Ama onun dünyası düzensiz, karışık, dağınık bir dünya olamaz. İşte bunun için olsa gerek ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bediî zevkler üzerinde önemle durur. Onun şu hadisleri bu açıdan çok enteresandır: "Allah güzeldir, güzelliği sever" "Allah her şeyde ihsanı (keyfiyetçe güzelliği ve zerafeti) emretti..."<br />
<br />
"Bir insan herhangi bir iş yaptığında, Allah o işin en iyi şekilde yapılmasını sever" buyuran Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir kabrin bile iyi kazılmasını ve cenaze toprağa verildikten sonra iyi örtülmesini ister. O, bir gün bir cenaze merasimine (muhtemelen oğlu İbrahim'in cenazesine) gitti. Mevtayı toprağa verdiler, üstünü örttüler; fakat kabirde bir kazılış hatası vardı, bir taraf eğri görünüyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) bunun hemen düzeltilmesini emretti. Orada bulunanlar: "Bu, ölüyü rahatsız mı eder?" dediler. Peygamberimiz (s.a.v.) bunlara şu cevabı verdi: "Hayır, gerçekte böyle şeyler ölüyü ne sıkar, ne rahatlık verir, fakat bu, sağ olanların gözüne güzel görünmek içindir." buyurdu.<br />
<br />
6Tecrid, 1, 29(iman, 11). 7 Buhari, İman, 39]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Giyeceği, Yiyeceği, Ev Döşemesi]]></title>
			<link>http://gulbeste.com/forum/showthread.php?tid=147</link>
			<pubDate>Thu, 10 Jan 2008 01:08:17 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gulbeste.com/forum/showthread.php?tid=147</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Giyeceği, Yiyeceği, Ev Döşemesi</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) elbisesinin temiz ve tertipli olmasına önem verirdi. Giyiminde titizdi; elbisesini korur, dağınıklıktan hoşlanmazdı. Bu münasebetle bir elbisenin kumaş olarak sağlam kalma süresi ne ise o süreyi tabiî akışı içinde tamamlardı. Yeni bir elbise giydiğinde <span style="font-weight: bold;">Allah</span>'a hamdeder, elbisesinin hayra vesile olmasını diler, elbisesinin örttüğü organların şerrinden de O'na sığınırdı.<br />
<br />
Hz. Peyhamber (s.a.v.) "Rengi hafif bozuldu, boyası hafif attı"  diye herhangi bir elbiseyi giymemezlik etmezdi. Alacalı desenli, göze batan çiğrenkte elbiseler giymekten kaçınırdı. Demek ki, estetiğe önem veriyordu.<br />
<br />
Elbisesiyle övünmez, bu konuda lüks ve israfa kaçmazdı. Çünkü ona göre elbise <span style="font-weight: bold;">"Sıcaktan, soğuktan korunmaya, insanlarla ülfete, toplum içine girmeye ve hizmete vasıta"</span> idi. <br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in giyecekle ilgili tutumunu: <span style="font-weight: bold;">"Temizlik, tertiplilik, estetiği gözetme, kendine yakıştırma, sadelik ve ihtiyacı karşılama"</span> olarak özetleyebiliriz. Bu sebeple gerektiğinde O, ibrişimden, yünden, pamuktan, hatta keçi kılından, dokunmuş elbiseyi giyer ve tevazu göstererek: <span style="font-weight: bold;">"Ben âciz bir kulum"</span> buyururlardı.<br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.v.) özel hayatında ihtiyari farkı tercih etmiş, daha ziyade Hz. Aişe'nin odasında ashabtan gelen hediyelerin çoğunu yoksullara ve Suffe talebelerine aktarmıştır. Bununla beraber O, Müslümanlara meşru olduğunu göstermek ve beslemenin önemini vurgulamak için çeşitli gıdalardan yemiştir. Meselâ tavuk eti, bazı kuş etleri, koyun etinden hazırlanmış kebap, kurutulmuş et (bir çeşit pastırma), süt, bal, peynir bunlardan bazılarıdır. Yiyecekleri arasında zeytin yağı, sirke, kabak, tirit, kavrulmuş un ve helvaya da rastlıyoruz. Her gün aynı gıdayı değil de mümkünse farklı gıdalar almayı tercih etmiş; yemeklere zaman zaman bibder, zencefil, tarçın gibi baharat çeşitlerini serpmiştir. Onun sofrasında daima baş köşede olan iki yiyecek maddesinden biri arpa ekmeği, diğeri ise hurma idi. Bazen uzun süre bunlarla yetindiği olurdu.<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) yemekten önce ellerini, yemekten sonra hem ellerini hem de ağzını yıkardı.Yemeğe besmele ile başlar, bitirdiğinde elhamdülillah derdi, sofrada çöpe atılacak herhangi bir yemek ya da ekmek arttığına müsaade etmezdi. Yemek devam ederken müsaade almaksızın herkesten önce kalkılmasını doğru bulmazdı. Karnını tıka basa doldurmaz, bir yemeği beğenmemezlik etmezdi; a<span style="font-weight: bold;">rzu ederse yer, etmezse yemezdi;</span> vakti müsaitse davete icabet ederdi. Suyu, dibi görülen kaptan içerdi. Baş şerbetini ve nebiz denilen bir çeşit hurma ve üzüm kompostosunun tazesini severdi.<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) örfte mevcut olan sedir, divan, yatak, yorgan, ihram, ibrik, leğen ve bunun gibi ev eşyası kullanmış, ama en pahalısı olsun diye özel bir arzu beslememiştir. Elbisesi konusunda belirttiğimiz gibi Peygamberimiz (s.a.v.) bu konudaki prensibi de <span style="font-weight: bold;">"Sadelik, ihtiyacı, giderme, tertiplik ve temizik"</span> tir.<br />
<br />
<br />
Bk. Tirmizi, Şemail, 12; Hüsâmeddin Nakşibendi, Şerh-i Şemail, 76 vd; îbn Sa'd Tabakat, I, 391-398, 449 vd.d,<br />
<br />
Bk. Tirmizi, Şemail, 15-16; H. Nakşibendi, a.g.e., 146.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Giyeceği, Yiyeceği, Ev Döşemesi</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) elbisesinin temiz ve tertipli olmasına önem verirdi. Giyiminde titizdi; elbisesini korur, dağınıklıktan hoşlanmazdı. Bu münasebetle bir elbisenin kumaş olarak sağlam kalma süresi ne ise o süreyi tabiî akışı içinde tamamlardı. Yeni bir elbise giydiğinde <span style="font-weight: bold;">Allah</span>'a hamdeder, elbisesinin hayra vesile olmasını diler, elbisesinin örttüğü organların şerrinden de O'na sığınırdı.<br />
<br />
Hz. Peyhamber (s.a.v.) "Rengi hafif bozuldu, boyası hafif attı"  diye herhangi bir elbiseyi giymemezlik etmezdi. Alacalı desenli, göze batan çiğrenkte elbiseler giymekten kaçınırdı. Demek ki, estetiğe önem veriyordu.<br />
<br />
Elbisesiyle övünmez, bu konuda lüks ve israfa kaçmazdı. Çünkü ona göre elbise <span style="font-weight: bold;">"Sıcaktan, soğuktan korunmaya, insanlarla ülfete, toplum içine girmeye ve hizmete vasıta"</span> idi. <br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in giyecekle ilgili tutumunu: <span style="font-weight: bold;">"Temizlik, tertiplilik, estetiği gözetme, kendine yakıştırma, sadelik ve ihtiyacı karşılama"</span> olarak özetleyebiliriz. Bu sebeple gerektiğinde O, ibrişimden, yünden, pamuktan, hatta keçi kılından, dokunmuş elbiseyi giyer ve tevazu göstererek: <span style="font-weight: bold;">"Ben âciz bir kulum"</span> buyururlardı.<br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.v.) özel hayatında ihtiyari farkı tercih etmiş, daha ziyade Hz. Aişe'nin odasında ashabtan gelen hediyelerin çoğunu yoksullara ve Suffe talebelerine aktarmıştır. Bununla beraber O, Müslümanlara meşru olduğunu göstermek ve beslemenin önemini vurgulamak için çeşitli gıdalardan yemiştir. Meselâ tavuk eti, bazı kuş etleri, koyun etinden hazırlanmış kebap, kurutulmuş et (bir çeşit pastırma), süt, bal, peynir bunlardan bazılarıdır. Yiyecekleri arasında zeytin yağı, sirke, kabak, tirit, kavrulmuş un ve helvaya da rastlıyoruz. Her gün aynı gıdayı değil de mümkünse farklı gıdalar almayı tercih etmiş; yemeklere zaman zaman bibder, zencefil, tarçın gibi baharat çeşitlerini serpmiştir. Onun sofrasında daima baş köşede olan iki yiyecek maddesinden biri arpa ekmeği, diğeri ise hurma idi. Bazen uzun süre bunlarla yetindiği olurdu.<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) yemekten önce ellerini, yemekten sonra hem ellerini hem de ağzını yıkardı.Yemeğe besmele ile başlar, bitirdiğinde elhamdülillah derdi, sofrada çöpe atılacak herhangi bir yemek ya da ekmek arttığına müsaade etmezdi. Yemek devam ederken müsaade almaksızın herkesten önce kalkılmasını doğru bulmazdı. Karnını tıka basa doldurmaz, bir yemeği beğenmemezlik etmezdi; a<span style="font-weight: bold;">rzu ederse yer, etmezse yemezdi;</span> vakti müsaitse davete icabet ederdi. Suyu, dibi görülen kaptan içerdi. Baş şerbetini ve nebiz denilen bir çeşit hurma ve üzüm kompostosunun tazesini severdi.<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) örfte mevcut olan sedir, divan, yatak, yorgan, ihram, ibrik, leğen ve bunun gibi ev eşyası kullanmış, ama en pahalısı olsun diye özel bir arzu beslememiştir. Elbisesi konusunda belirttiğimiz gibi Peygamberimiz (s.a.v.) bu konudaki prensibi de <span style="font-weight: bold;">"Sadelik, ihtiyacı, giderme, tertiplik ve temizik"</span> tir.<br />
<br />
<br />
Bk. Tirmizi, Şemail, 12; Hüsâmeddin Nakşibendi, Şerh-i Şemail, 76 vd; îbn Sa'd Tabakat, I, 391-398, 449 vd.d,<br />
<br />
Bk. Tirmizi, Şemail, 15-16; H. Nakşibendi, a.g.e., 146.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Koku Kullanması, Konuşması Gülmesi, Uykusu, Mühüzü]]></title>
			<link>http://gulbeste.com/forum/showthread.php?tid=137</link>
			<pubDate>Wed, 09 Jan 2008 00:01:03 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gulbeste.com/forum/showthread.php?tid=137</guid>
			<description><![CDATA[Hz. Peygamber (s.a.v.) rengi görünmeyen ve başkalarını rahatsız edecek derecede ağır olmayan güzel kokular ikram edilince severek kullanır, reyhan çiçeği gibi güzel kokulu çiçekler ikram edilince de geri çevirmezdi. Koku kullanması konusunda sahabenin rivayetleri vardır. Yine ashâb-ı kiramın nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.)'in mübarek bedeni ve teri Yunus Emre'nin "Gül Muhammed teridir" mısrasında kastettiği mânâya uygun bir şekilde güzel bir koku gibi kokuyordu.<br />
<br />
Hz. Aişe'nin bildirdiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) <span style="color: #FF0000;">yavaş yavaş konuşur, her sözün arasını ayırt ederdi, hatta dinleyen onu ezberleyebilirdi. Çok çok iyi anlaşılması gereken sözleri üçer defa tekrarlardı. Böylece dinleyenler arasında konuyu anlamayan kalmazdı.</span><br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) konuşurken muhattabının akıl ve anlayış seviyesini gözetirdi. Hz. Aişe diyor ki: <span style="color: #FF0000;">"Resûlüllah (s.a.v.) sözü, sizin birbirinize zincirlediğiniz gibi oyalayarak söylemek itiyadında değildi. O sözü, ayıra ayıra söylerdi, dinleyenlerin gönüllerine sinerdi."</span> <br />
<br />
Cabir b. Semure (r.a.)'dan rivayete göre Hz. Peyhamber (s.a.v.) rahatsız edici ölçüye varan aşırılıkta gülmezdi. Onun gülmesi tebessümdü. Hind b. Ebi Hale'nin verdiği bilgiye göre, Peygamberimiz (s.a.v.) <span style="color: #FF0000;">her tebessüm edişinde dişleri inci tanesi gibi görünürdü.</span> Abdullah b. Haris Hazretleri de Peygamberimiz (s.a.v.)'in sevimliliğini ve güler yüzlülüğünü şöyle anlatır: <span style="color: #FF0000;">"Resûlüllah'tan daha çok tebessüm eden kimse görmedim" </span><br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) sağ tarafına, sağ yanı üzere yatarak uyurdu ve şu duayı yapardı:<span style="color: #FF0000;"> "Ya Rabbi! Beni, kullarını tekrar dirilteceğin günde azabından koru!"</span><br />
<br />
Yatarken şu dualardan birini yaptığı da söylenir:<span style="color: #FF0000;"> "Allah'ım Senin adınla uyur, senin adınla uyanırım."</span> <span style="color: #FF0000;">"Allah'a hamd olsun. Bize yedirdi, içirdi, ihtiyaçlarımızı giderdi, evlerimize sığındırdı. Nice yaratıklar vardır ki, istedikleri ölçüde yiyecek içecekleri ve akşam olunca barınacak meskenleri yoktur."</span><br />
<br />
Uykudan uyandığında ise şöyle dua ederdi: <span style="color: #FF0000;">"Allah'a hamdolsun ki, bizi uyuttuktan sonra uyandırdı. dönüş O'nadır." </span><br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.v.) komşu devlet hükümdarlarına göndermiş olduğu mektupların altını mühürlemek gayesiyle üzerinde üç satırda <span style="color: #FF0000;">"Muhammed Resûlüllah"</span> yazılı bir mühür kullanmaktaydı. Yazı akik taşı üzerine işlenmiş olup mühürün maddesi gümüştendi. Yüzük şeklinde işlenmiş olup Peygamberimiz (s.a.v.) parmağına takıyordu. Yazdırdığı resmî evrakı mühürlemek için parmağından çıkarır, mühürlediken sonra tekrar takardı.<br />
<br />
Sahâbe-i Kiram'ın anlattığına göre Hz. Peygamber (s.a.v.)  vakar ve teenni üzere sanki iniş aşağı vuruyormuş gibi dikkatle yürürdü. Ayaklarını yere sürtmez, sürüyerek gürültü çıkarmazdı. Gereksiz yere güçlük verecek tarzda sür'atli yürümekten de kaçınırdı.<br />
<br />
Diz üstü oturur, bağdaş kurar, bazen da uyluklarını karnına çekip ellerini dizlerinin üstüne bağlardı. Sırtüstü istiharat ederken edep mahallinin açılmamasına özen gösterirdi. Otururken -yemek yeme durumu hariç- sağ veya sol tarafına yastık koyup dayanırdı. Yemekte bundan kaçınmasının sebebi bu tür oturuşun gurur ve kibir işareti sayılmasıydı. Peygamberimiz (s.a.v.) gururlu değil aksine mütevazi idi.<br />
<br />
Tecrid, IX,278/1463.<br />
<br />
Tecrid, IX, 277/1462; îbn Sa'd, Tabakât, I, 372 d.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hz. Peygamber (s.a.v.) rengi görünmeyen ve başkalarını rahatsız edecek derecede ağır olmayan güzel kokular ikram edilince severek kullanır, reyhan çiçeği gibi güzel kokulu çiçekler ikram edilince de geri çevirmezdi. Koku kullanması konusunda sahabenin rivayetleri vardır. Yine ashâb-ı kiramın nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.)'in mübarek bedeni ve teri Yunus Emre'nin "Gül Muhammed teridir" mısrasında kastettiği mânâya uygun bir şekilde güzel bir koku gibi kokuyordu.<br />
<br />
Hz. Aişe'nin bildirdiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) <span style="color: #FF0000;">yavaş yavaş konuşur, her sözün arasını ayırt ederdi, hatta dinleyen onu ezberleyebilirdi. Çok çok iyi anlaşılması gereken sözleri üçer defa tekrarlardı. Böylece dinleyenler arasında konuyu anlamayan kalmazdı.</span><br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) konuşurken muhattabının akıl ve anlayış seviyesini gözetirdi. Hz. Aişe diyor ki: <span style="color: #FF0000;">"Resûlüllah (s.a.v.) sözü, sizin birbirinize zincirlediğiniz gibi oyalayarak söylemek itiyadında değildi. O sözü, ayıra ayıra söylerdi, dinleyenlerin gönüllerine sinerdi."</span> <br />
<br />
Cabir b. Semure (r.a.)'dan rivayete göre Hz. Peyhamber (s.a.v.) rahatsız edici ölçüye varan aşırılıkta gülmezdi. Onun gülmesi tebessümdü. Hind b. Ebi Hale'nin verdiği bilgiye göre, Peygamberimiz (s.a.v.) <span style="color: #FF0000;">her tebessüm edişinde dişleri inci tanesi gibi görünürdü.</span> Abdullah b. Haris Hazretleri de Peygamberimiz (s.a.v.)'in sevimliliğini ve güler yüzlülüğünü şöyle anlatır: <span style="color: #FF0000;">"Resûlüllah'tan daha çok tebessüm eden kimse görmedim" </span><br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) sağ tarafına, sağ yanı üzere yatarak uyurdu ve şu duayı yapardı:<span style="color: #FF0000;"> "Ya Rabbi! Beni, kullarını tekrar dirilteceğin günde azabından koru!"</span><br />
<br />
Yatarken şu dualardan birini yaptığı da söylenir:<span style="color: #FF0000;"> "Allah'ım Senin adınla uyur, senin adınla uyanırım."</span> <span style="color: #FF0000;">"Allah'a hamd olsun. Bize yedirdi, içirdi, ihtiyaçlarımızı giderdi, evlerimize sığındırdı. Nice yaratıklar vardır ki, istedikleri ölçüde yiyecek içecekleri ve akşam olunca barınacak meskenleri yoktur."</span><br />
<br />
Uykudan uyandığında ise şöyle dua ederdi: <span style="color: #FF0000;">"Allah'a hamdolsun ki, bizi uyuttuktan sonra uyandırdı. dönüş O'nadır." </span><br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.v.) komşu devlet hükümdarlarına göndermiş olduğu mektupların altını mühürlemek gayesiyle üzerinde üç satırda <span style="color: #FF0000;">"Muhammed Resûlüllah"</span> yazılı bir mühür kullanmaktaydı. Yazı akik taşı üzerine işlenmiş olup mühürün maddesi gümüştendi. Yüzük şeklinde işlenmiş olup Peygamberimiz (s.a.v.) parmağına takıyordu. Yazdırdığı resmî evrakı mühürlemek için parmağından çıkarır, mühürlediken sonra tekrar takardı.<br />
<br />
Sahâbe-i Kiram'ın anlattığına göre Hz. Peygamber (s.a.v.)  vakar ve teenni üzere sanki iniş aşağı vuruyormuş gibi dikkatle yürürdü. Ayaklarını yere sürtmez, sürüyerek gürültü çıkarmazdı. Gereksiz yere güçlük verecek tarzda sür'atli yürümekten de kaçınırdı.<br />
<br />
Diz üstü oturur, bağdaş kurar, bazen da uyluklarını karnına çekip ellerini dizlerinin üstüne bağlardı. Sırtüstü istiharat ederken edep mahallinin açılmamasına özen gösterirdi. Otururken -yemek yeme durumu hariç- sağ veya sol tarafına yastık koyup dayanırdı. Yemekte bundan kaçınmasının sebebi bu tür oturuşun gurur ve kibir işareti sayılmasıydı. Peygamberimiz (s.a.v.) gururlu değil aksine mütevazi idi.<br />
<br />
Tecrid, IX,278/1463.<br />
<br />
Tecrid, IX, 277/1462; îbn Sa'd, Tabakât, I, 372 d.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Peygamberimizin Beden Yapısı]]></title>
			<link>http://gulbeste.com/forum/showthread.php?tid=136</link>
			<pubDate>Tue, 08 Jan 2008 23:22:40 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gulbeste.com/forum/showthread.php?tid=136</guid>
			<description><![CDATA[Resûl-i Ekrem (s.a.v) uzuna yakın orta boylu, insanlar arasında hoş ve güzel sayılacak ölçüde irice başlı idi. Bedeninin rengi kırmızımtırak nurânî beyaz idi. Burnunun iki kaşının birleştiği tarafı gayet itidal yüksekçe, gözleri siyah, kaşlarının arası az aralık, sakalı sıkça, omuzlarının arası genişçe, omuz başları kalın, elleri ayakları kalınca, saçları kumral olup, düz ile kıvırcık arasında idi. <br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.)'in saçları genellikle kulak yumuşağına kadar uzanmaktaydı, saçını iki yana doğru ayırarak tarardı, saç sakal bakımını ihmail etmez, gerektikçe yapardı; saçlarını bazen Hz. Aişe gibi eşlerine tarattığı da olurdu. Süs için değil, sağlık için yatarken gözlerine sürme çeker, sabahleyin yıkardı. İki kürek kemiği arasında peygamberlik mührü (bir çeşit sembol) olduğunu ashâb-ı kiram nakletmektedir.<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.)'in uyuduğu yere misvak (diş fırçası), abdest suyu ve tarak konurdu. O, her konuda temizliğe büyük önem veriyordu, bilhassa diş temizliği hususunda hassas davranıyor, her abdest alışında dişlerini misvaklıyordu.<br />
<br />
Müslim, Fed âil, 91-98; Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecrid-i Sarih Tercümesi, IX, 263 vd./ 1446; Tirmizi, Şemail, 1-7: îbn Sa'd, Taba-kâtü'l-Kübrâ, 1, 410 vd.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Resûl-i Ekrem (s.a.v) uzuna yakın orta boylu, insanlar arasında hoş ve güzel sayılacak ölçüde irice başlı idi. Bedeninin rengi kırmızımtırak nurânî beyaz idi. Burnunun iki kaşının birleştiği tarafı gayet itidal yüksekçe, gözleri siyah, kaşlarının arası az aralık, sakalı sıkça, omuzlarının arası genişçe, omuz başları kalın, elleri ayakları kalınca, saçları kumral olup, düz ile kıvırcık arasında idi. <br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.)'in saçları genellikle kulak yumuşağına kadar uzanmaktaydı, saçını iki yana doğru ayırarak tarardı, saç sakal bakımını ihmail etmez, gerektikçe yapardı; saçlarını bazen Hz. Aişe gibi eşlerine tarattığı da olurdu. Süs için değil, sağlık için yatarken gözlerine sürme çeker, sabahleyin yıkardı. İki kürek kemiği arasında peygamberlik mührü (bir çeşit sembol) olduğunu ashâb-ı kiram nakletmektedir.<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.)'in uyuduğu yere misvak (diş fırçası), abdest suyu ve tarak konurdu. O, her konuda temizliğe büyük önem veriyordu, bilhassa diş temizliği hususunda hassas davranıyor, her abdest alışında dişlerini misvaklıyordu.<br />
<br />
Müslim, Fed âil, 91-98; Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecrid-i Sarih Tercümesi, IX, 263 vd./ 1446; Tirmizi, Şemail, 1-7: îbn Sa'd, Taba-kâtü'l-Kübrâ, 1, 410 vd.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>