Kur'an İsimleri
Tarih: 12-11-2017, 10:06 PM
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Yazar: me3met
Son Mesaj: me3met
Cevaplar: 0
Gösterim: 501

Mesaj önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 8 Oy - 3.13 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kur'an İsimleri
12-31-2015, 07:15 AM
Mesaj: #1
Kur'an İsimleri
Kur'ân-Kerim;

-Yüce Allah tarafından (Hâkka, 69/43),
-Vahiy yoluyla (Yunus, 10/15),
-Arapça olarak (Yusuf, 12/2),
-Peyderpey Peygamberimize indirilen (Furkan, 25/32),
-Allah sözü olduğunda şüphe olmayan (Bakara, 2/2; Secde, 32/2),
-Nesilden nesle bize kadar tevatüren gelen,
-Mushaflarda yazılı,
-Fatiha suresi ile başlayıp Nâs suresi ile sona eren,
-Okunması ile ibadet edilen ve sevap kazanılan,
-323. 015 harf, 77. 439 kelime (Süyutî, I, 184)
-6236 ayet ve 114 sureden oluşan,
-Veciz ve mûciz bir Allah kelâmıdır.

Kur’an-ı Kerim’de Kur’anın zikredildiği diğer isimler şunlardır:

1. Aceb : Hayrete düşüren, hoşa giden, hayranlık veren ve emsali bulunmayan,
harikulade güzel, çok hayret verici anlamındadır.
"(Ey Peygamberim)! De ki: “Bana cinlerden bir topluluğun (Kur’ân’ı) dinleyip şöyle
dedikleri vahyedildi: “Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık verici bir Kur’ân dinledik de ona
iman ettik.” (Cin, 72/1-2)
Kur’an’ın emsalsiz ve hayranlık verecek niteliği; lafzının beliğ ve fasih, anlamının derin
ve bilgilerinin doğru olması sebebiyledir. (bk. Kaf, 50/2; Sâd, 38/5; Sâffât, 37/12)

2. Adl : “doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek; eşitlemek” .
Kur'ân'ın koyduğu hükümlerde tam ve mükemmeldir, zulüm ve eğrilikten uzaktır. (Bk.
En' am, 6/115).

3. Ahsenü'l-Hadis : Sözün en güzeli, en güzel söz.
Kur’ân, tamamen Allah sözüdür, bu itibarla sözlerin en güzelidir; yani ondaki bilgiler ve
haberler gerçek, hükümler adaletli ve yararlı; onun gösterdiği yol doğru ve kurtarıcıdır, en
güzel rehberdir, en güzel hükümleri ve tavsiyeleri içerir. Kur'ân; kendi içinde uyumlu; sözleri,
nazmı ve üslûbu güzel, ahenkli, içeriği tutarlıdır; onda makul ve izahı mümkün olmayan hiçbir açıklama yoktur.
"Allah sözün en güzelini; ayetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri,
kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir." (Zümer, 39/23)

4. Alî :Çok yüce, yüksek şerefli, kıymetli, kadri yüce.
Kur’ân çok yücedir; ebedî mucize olması sebebiyle, indirilmiş olan diğer kitapların
hepsinden yüksektir. Doğru yola götürür. Kur’ân'ın anlaşılmasıyla, onun yücelik sıfatına
uygun olarak, üstün düşünce ve değerler ortaya çıkar.
"Şüphesiz Kur'ân, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da sabit olup) çok yücedir,
hikmetlerle doludur." (Zuhruf, 43/4)

5. Arabî : Araba mensub; arapça; Hz. İsmail' in diyarına da "arabe" denilir ki bu
taktirde "arabiyy", "arabe" diyarının lugatine mensub demek olur. Her iki mana da aynı
mahiyettedir.
"Biz, onu Arapça bir Kur’ân yaptık." (Zuhruf, 43/2; Ahkâf, 46/12)
Yüce Allah, her Peygamberi kendi kavminin dili ile indirmiştir:
“Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın
emirlerini) iyice açıklasın.” (İbrahim, 14/4)
Dolayısıyla yüce Allah, Kur'ân'ı da Arap dilinde indirmiştir.
"Böylece biz onu (Kur’ân’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik." (Ra'd, 13/37)

6. Azim : Ulu, yüce, büyük, azametli
"Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha suresini) ve büyük Kur’ân’ı
verdik." (Hicr, 15/87)
Kur'ân'ın büyüklüğü, hacmi itibari ile değil emir, yasak, farz, haram, hüküm, ilke,
bilgi, rahmet, hidayet, şifa, uyarı ve müjde itibari iledir. Kur'ân'da insanlık âlemi için gerekli
olan her hüküm ve ilke vardır.
"(Ey Peygamberim!) Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir
rehber, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik." (Nahl, 16/89) ayeti,
Kur'ân'ın bu büyüklüğünü ifade etmektedir.

7. Aziz :
Çok izzetli, şerefli, eşsiz, çok güçlü, çok değerli, hükmü galip, kendisine
batıl karışmayan, hükümleri hiçbir şekilde iptal edilemeyecek derecede doğru ve sağlam.
Kur' an; bir benzerinin meydana getirilememesi demek olan mu'cizeliğini ve
eşsizliğini dil ve üslubuyla, tutarlı ve çelişkisiz oluşuyla, prensiplerinin canlılığıyla,
günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramadan gelmesiyle, bilinmeyenleri bildirmesiyle, ilmi
buluşlara ışık tutan ayetleri ... vb. birçok yönlerden ispat etmiştir. O, kendisiyle zıtlaşanları
yenen, eşi ve benzeri olmayan bir Kitaptır.
"Kur'ân çok aziz bir kitaptır." (Fussılet, 41/41)

8. Belağ : Tebliğ, davet, duyuru; yeterli ve beliğ nasihat; yetecek şey, yetecek
miktar; yetişmek, kifayet, istenen şeye ulaşmak; yetiştirilen nesne; yetiştirmek, eriştirmek
Kur’ân, bütün insanlara bir tebliğ ve duyurudur, doğru yola çağrıdır. Allah’ın azabına
karşı insanların uyarılması, insanların ondaki açık ve kesin deliller sayesinde Allah’tan başka
ilâh olmadığını anlamaları ve akl-ı selim sahiplerinin düşünüp öğüt almaları için insanlara
gönderilmiş bir bildirimdir..
"Bu (Kur’ân); kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve
akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir." (İbrahim,14/52)

9. Besair :Basiret'in çoğuludur. Basiret; gerçeğin ortaya çıkmasını, açıklığa
kavuşmasını sağlayan şey, bilgi, kesinlik, delil, kanıt, kalp göz.
Basîret; hakla-batılın, hidâyetle-dalaletin, hayırla-şerrin, doğru ile yanlışın birbirinden
ayrıldığı marifet, bilgi ve kalp nurudur.
Kur'ân, müminler için hakikati ve doğruyu görmeye yarayan kalp gözü
mesabesindedir.
Onda gerekli her türlü açıklama yapılmıştır. Allah'ın sınırlarını, hükümlerini gösteren
işaretlerle, gerçekleri gösteren delillerle doludur.
“Bu (Kur’ân) Rabbinizden gelen basiretlerdir. İman edecek bir topluluk için bir hidayet
kaynağı ve bir rahmettir." (A'râf, 7/203)

10. Beşîr: Müjdeci, müjdeleyen, birini bir şeyle sevindiren, birine sevineceği bir
haber veren.
Beşîr hem Peygamberimizin hem de Kur'ân'ın bir niteliğidir. Kur'ân, iman edip salih
amel işleyenler Allah’ın rahmeti, mağfireti, rızası, büyük lütfu ve büyük mükâfat, cennetler,
tükenmez nimetler, temiz eşler, doğruluk makamı ile müjdeler.
"Kur'ân müminler için bir r hidayet rehberi ve müjde vericidir." (Bakara, 2/97; Kehf, 18/2)
"Kur'ân, onu (Tevrat'ı) doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak ve muhsinleri (iman edip
salih amelleri en güzel bir şekilde yapanları) müjde olmak için Arap diliyle indirilmiş bir
kitaptır." (Ahkâf, 46/12; Kehf, 18/1-2)
"(Ey Peygamberim!) Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir
rehber, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik." (Nahl, 16/89)
"(Gerçekten bu Kur’ân) iyi işler yapan müminler için büyük bir mükafat olduğunu
müjdeler." (İsra, 17/10)
"Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur’ân olarak ayetleri genişçe açıklanmış bir
kitaptır. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir.” (Fussılet, 41/3-4)

11. Beyân: Açıklama; bildiri, duyuru, delil; şüpheyi ortadan kaldırarak kastedilen
manayı muhataba açıklamak, manadaki kapalılığı giderip, ona muhatabın biçimde açıklık
kazandırmak, açık seçik olmak.
Kur’ân’ın bütün insanlar için hak ile batılı, yanlışla doğruyu birbirinden ayırt eden,
açıklayan ve doğru yola ileten bir kitap, özellikle takva sahipleri için bir ibret ve öğüttür.
"Bu (Kur'ân) insanlar için bir açıklamadır. " (Al-i İmran, 3/138)

12. Beyyine: Bir davayı açıkça ispat eden, kendisi açık, başkasını açıklayıcı delil
(En' am, 6/157; Bakara, 2/185)

13. Büşra : Müjde, sevindirici haber; müjdelik, muştuluk.
Kur’ân mü'minlere, kendileri için dünya ve ahirette hazırlanan nimetleri bildirmekle
bir müjdedir. (Nahl, 16/89, Neml, 27/1-2).

14. Fasl: Gerçek ve kesin söz; hak ile batılın arasını ayıran hüküm; aralık, engel; bir
şeyi kesip ayırmak, kesmek, açıklamak.
“Şüphesiz o Kur’ân, ayırt eden bir sözdür." (Tarık, 86/13)
Kur'ân'ın fasl olması, iman ile küfrü, hidayet ile dalaleti, hak ile batılı, iyi ile kötüyü,
doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini, itaat ile isyanı, adalet ve takva ile zulmü birbirinden ayırt
eden bir kitap olması ve bu konularda insanlara rehberlik etmesidir. Bu tabir aynı zamanda
Kur'ân'ın sure sure ayet ayet, parça parça indirilmesini ifade eder. Bu husus şu ayette de
bildirilmektedir:
"Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’ân'ı) onlara aralıklarla ulaştırdık."
(Kasas, 28/51; bk. Furkan, 25/32))

15. Furkan : Îmânı küfürden, ihlası riyadan, tevhîdi şirkten, hakkı bâtıldan, doğruyu
eğriden, hayrı şerden, iyiyi kötüden, helalı haramdan, tayyîbi habîsten... ayıran ve gerçekleri
açıklayan.
Kur’ân-ı Kerim; hak ile batılı, helal ile haramı, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, doğru
ile yanlışı birbirinden ayırdığı ve insanları kurtuluşa götürdüğü için, ona bu isim verilmiştir.
"Alemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkan’ı indiren Allah’ın şanı yücedir." (Furkan,
25/1)

16. Hablullah: Habl: İp, urgan; ahid, tutulacak söz, yemin; eman, güven; bir şeyi iple
bağlamak demektir. Hablullah: Allah' ın ipi, Allah' a vuslat sebebi olan delil ve vasıta
demektir.
“Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'ân'a) sımsıkı sarılın." (Al-i İmran, 3/103)
Kur'ân ve hükümleri, tıpkı derin bir çukura düşmüş insana tutunup kurtulması için
yukarıdan sarkıtılan ip gibi semadan arza uzatılmış bir hidayet nurudur. Başka bir açıklamaya
göre ise Kur’ân, insanın tehlikeli bir yolda yürürken düşmemek için tutunup güvenlik içinde
ilerlemesini sağlayan bir emniyet bağıdır. Ona sarılan yani Kur'ân'a iman edip emir, yasak,
hüküm ve tavsiyelerini uygulayan insan tehlikeden ve helâk olmaktan kurtulur, selâmete
ulaşır . Nitekim Hz. Peygamber, Allah’ın kitabının semadan arza uzatılan bir ip olduğunu, ona
sarılan kişinin hidayete ereceğini, onu terkedenin ise sapıklığa düşeceğini, onda akla
durgunluk veren tükenmez hârikalar bulunduğunu ifade etmiştir (Müsned, II, 3, 14, 17; Müslim,
“Feżâîilü’ś-śaĥâbe”, 37; Ebû Dâvûd, “Feżâîlü’l-Ķur’ân”, 1; Tirmizî, “Menâķıb”, 32).

17. Hakîm: çok hikmetli, hikmeti söyleyen, muhkem (sağlam), hâkim (hüküm veren),
kendisi ile hükmedilen ve hükmü kesin olan, hikmet sahibi, işlerini en güzel biçimde yapan.
Kur' an, hakîmdir; hakkı batıldan ayırma hükmünü veren, kendisinden hükümler elde
edilen, lâfız ve manasıyla hikmetlerle dolu bir kitaptır.
Kur'ân-ı Kerim; gerçekten çok muhkem, sağlam, her emir ve yasağı, her hüküm ve
ilkesi doğru ve hikmet doludur. Kur'ân-ı Kerim'de akla, fıtrata ve gerçeğe aykırı hiç bir bilgi,
hüküm, emir ve yasak yoktur.
" Bunlar hikmet dolu Kitab'ın ayetleridir." (Yunus, 10/1)

18. Hakk: Gerçek, gerçek olan şey, inkârı caiz olmayan, gerçekten var olan, doğru,
adalet, hikmet, hikmete uygun olan hüküm, varlığında şüphe bulunmayan, asılsız, hayal ve
yalan anlamındaki batılın zıddı, hakikat, gerçeklik.
Allah’ın güzel isimlerinden biri de “el-Hak”tır. (Nûr, 24/25; Hac, 22/6)
"(Ey Peygamberim!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’ân), hak kitaptır." (Fâtır, 35/31)
"(Ey Peygamberim!) Sana da Kitab’ı (Kur’ân’ı) hak olarak indirdik." (Mâide, 5/48; bk.
Nisa, 4/105; Zümer, 39/2, 41; Şura, 42/17)
İçerdiği bütün bilgilerin doğru, bütün emir ve yasaklarının, hüküm ve ilkelerinin, fert ve
toplumların lehine; uyarı, müjde, vaat ve va'îdlerinin gerçek olması, Kur'ân'ın hak olmasıdır.

19. Hikmet : İlim ve akıl ile gerçeğe ulaşmak, eşyanın hakikatini bilmek, anlayış, hak
ile batılı ayırmak; dinde derin kavrayış ve onunla amel etmek; söz ve işte isabet etmek;
Allah'a itaat, Allah korkusu, takva; ilim; adalet; hilim; nübüvvet ve risalet; Tevrat; İncil;
Kur’ân. (İsra, 17/39;Kamer, 54/5).

20. Hüda: Yol göstermek, iyi yola güzellikle rehberlik etmek, istenil e ne
kavuşturmak, lütuf ile olan rehberlik; hidayet eden rehber; doğru yola gitmek, hidayet
bulmak; yol, hidayet olunan doğru yol; itaat ve kulluk.
“O Ramazan ayı ki; insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı
birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’ân o ayda indirildi.” (Bakara, 2/185)
"(Ey Peygamberim! Sana bu kitabı); doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve
Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik." (Nahl, 16/89)
"Şüphesiz Kur'ân , elbette müminler için bir hidayet ve bir rahmettir." (Neml, 27/77;
Yunus, 10/57; İsra, 17/82)
Kur’ân insanın özel, aile ve toplum hayatında yemesinden içmesine (A’râf, 7/31),
evlenmesinden boşanmasına (Nisa. 4/3; Bakara, 2/221-232), ticaretinden mirasının taksimine
(Bakara, 2/275; Nisa, 4/7, 10-12, 176), Konuşmasından yürümesine (Lokman, 31/19), çocuğun kaç sene
emzirilmesinden, birisinin evine nasıl girileceğine (Bakara, 2/233; , 24/27), çocukların anababalarının
yatak odalarına ne zaman ve nasıl gireceklerinden (Nûr, 24/58-59), yemeğin birlikte
veya ayrı ayrı yenmesine (Bakara, 2/61) varıncaya kadar fert, aile ve toplum hayatı ile ilgili temel
kurallar getirmiş ve insana yol göstermiştir. Kur'ân, toplumları her alanda en doğru yola götürür,
rehberlik eder. Bu husus, İsra suresinin 9'uncu ayetinde açıkça bildirilmektedir:
"Gerçekten bu Kur’ân, en doğru olan yola götürür." (İsra, 17/9)

(Bu Bölüm, Doç. Dr. İsmail Karagöz tarafından hazırlanmıştır.)

Bu Kıymetli eser Diyanet işlerimiz tarafından hazırlanmış ve yayınlanmıştır, tamamını indirmek veya web üzerinden görüntülemek için http://kuran.diyanet.gov.tr/dosyalar/Kuran-Isimleri.pdf adresini ziyaret ediniz.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Mesaj önizleme 


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

İletişim | Ana Sayfa | En Üste Dön | İçeriğe Dön | Arşiv | RSS Beslemesi