İmân ve İslam’ın Özellikleri ve Alâmetleri
Tarih: 10-24-2018, 07:00 AM
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Yazar: mehmed
Son Mesaj: mehmed
Cevaplar: 0
Gösterim: 3205

Mesaj önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 40 Oy - 3.03 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İmân ve İslam’ın Özellikleri ve Alâmetleri
07-08-2008, 07:40 PM
Mesaj: #1
İmân ve İslam’ın Özellikleri ve Alâmetleri
Ebû Hureyre (r.a.)’dan. Hz. Peygamber (s.a.v.):İman altmış küsür şubedir. Haya da imandan bir şubedir.” buyurmuştur.
(Hadisde sözü edilen imanın şubelerinden maksat, imanın amel olarak hayattaki tezahürleridir. Hadisin diğer bir kısım rivayetlerinde yetmiş küsür ifadesi vardır.)

İbni Ömer (r.a.): “Rasûlüllah (s.a.v.), Ensardan bir kimsenin yanından geçti. Bu kimse utangaçlığı konusunda kardeşine birtakım öğüt veriyordu. Rasûlüllah (s.a.v.): “Onu kendi haline bırak şüphesiz utanma (haya) imandan kaynaklanır” buyurdu” demiştir.
(Utanma iki kısımdır: psikolojik olan utanma ile imanın vermiş olduğu günahlara karşı çekingenlik duygusu olan utanma yani haya. Hadisimizde sözü edilen utanma imandan kaynaklanan çekinme duygusudur. Kendilerinde bu duygu olmayan kimseler günahlara karşı cesaretlidir. Hayası olmayanlarda iman zafiyetinin olmadığı düşünülür. Haya, peygamberlik mirasıdır, (Buhârî, Edeb: 78) iman belirtisidir, insanları kötülükten alıkor. Utanma duygusuna sahip olmayan kimseler günaha karşı çekingen olmazlar. Sağlıklı bir toplum için utanma duygusuna sahip insanlar yetiştirme gereği vardır.)

İmrân b. Husayn (r.a.): “Hz. Peygamber (s.a.v.): “Hayâ ancak iyilik getirir.” buyurdu.” demiştir.

Abdullah b. Amr (r.a.) anlatır: “Bir kimse Hz. Peygamber (s.a.v.)’e hangi İslâm (davranışı) en hayırlıdır?” diye sordu O da: “Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına da selâm vermendir” buyurdu.

Abdullah b. Amr (r.a.)’dan Peygamber (s.a.v.): “Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu / kurtulduğu kimsedir, muhacir de, Allah’ın yasakladığı şeyleri bırakan kimsedir.” buyurmuştur.
(Muhacirinin anlamı, bir yeri veya bir şeyi terk eden, bırakan demektir.)

Ebû Mûsâ (r.a.) anlatır: “Ey Allah’ın Rasûlü, hangi Müslüman en üstündür?” dediler. O da: “Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu / kurtulduğu kimsedir.” buyurdu.
(Hadislerde bu tür bilgiler diğer ifadeleri sorulmuştur. Efendimiz (a.s.) bu tür sorulara değişik cevaplar vermiştir. Cevaplardan değişik olmasının nedeni, soru soranın durumunun, sorduğu ortamın ve zamanın değişik olmasından kaynaklanmış olabilir. Burada göz önünde bulundurulması gereken bir diğer husus ise değer ifadelerinin tahsis ifade etmediğidir. Bir şeyin en değerli, en üstün, en hayırlı olması onun en değerlilerden, en üstünlerden, en hayırlılardan biri olduğunu belirtir. Tıpkı, Ali en akıllı kimsedir, cümlesinde olduğu gibi. Bu ifadede Ali’nin dışında en akıllı başka kimsenin bulunmadığını değil, en akıllılar içerisinde Ali’nin bulunduğu anlaşılır.)

Enes (r.a)’dan. “Hz. Peygamber (s.a.v): "Üç şey vardır ki, kimde bulunursa imanın tadını bulur: Allah ve Rasûlünün, kendisine başkalarından daha sevimli olması, bir kimseyi sadece Allah için sevmesi, tekrar küfre dönmeyi tıpkı ateşe atılmayı istemediği gibi istememesidir.” buyurmuştur.

Enes (r.a.)’dan Hz. Peygamber (s.a.v.) “Sizden biriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe (tam bir şekilde) iman etmiş olamaz” buyurmuştur.

Ebû Hureyre (r.a.)’dan. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim, Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa komşusuna eziyet vermesin. Kim, Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa misafirine ikramda bulunsun. Kim, Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa ya iyi şeyler (hayır) söylesin yahut sussun.”
Diğer bir rivayette ise “Komşusuna ikramda bulunsun” şeklindedir. Başka bir rivayette ise “komşusuna iyilikte bulunsun” şeklindedir.
(İyi şeyler konuşmak değilse susmak, komşuya ve misafire ikramda bulunmak, Allah’a ve âhiret inananların bir özelliğidir.)


Ebû Şurayh (r.a.)’dan. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kim, Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa komşusuna iyilikte bulunsun. Kim, Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa misafirine ikramda bulunsun. Kim, Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa ya iyi şeyler (hayır) söylesin yahut sussun.”

Diğer bir rivayette ise şöyle buyurmuştur: “Kim, Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa misafirine mükafatını ikram etsin” Oradakiler: “Ey Allah’ın resûlü, misafirin mükâfatı ne kadardır?” diye sordular: “Gece ve gündüzü ile bir günlüktür. Misafirlik üç gündür, bundan gerisi sadakadır.” buyurdu.

Diğer bir rivayette ise “Misafirlik üç gündür mükâfatı ise gece ve gündüzü ile bir gündür. Müslüman bir kimsenin kardeşini günaha götürecek kadar yanında misafir kalması helal değildir.” buyurdu. Ordakiler: “Ey Allah’ın Rasûlü, kardeşini günaha nasıl götürebilir?” dediler: “Kendisini ağırlayacak bir şeyi olmadığı halde yanında misafir kalarak.” buyurdu.

Ukbe b. Amr Ebû Mesûd (r.a.): “Rasûlüllah (s.a.v.) eliyle Yemen tarafını gösterip: “İman şurada Yemenli’dir. Bakın sertlik ve katı kalplilik develerin kuyrukları dibinde, haykırıp bağıranlarda, şeytanın iki boynuzunun / iki topluluğunun doğduğu yerde, Rabia ve Mudar kabilelerindedir.” buyurdu. demiştir.

(İmanın Yemen’e nispet edilmesi değişik şekillerde açıklanmıştır. O dönemdeki Yemen halkının yumuşak kalpli olmaları ve İslâm’ı kolaylıkla kabul etmelerinden dolaylıdır. Yahut İslâm’a kucak açan Medine halkının aslının Yemenli olması nedeniyle bu ifade ile Ensara işaret edilmiştir.)

Ebû Hureyre (r.a.), Rasûlüllah (s.a.v.)’in: “Küfrün başı doğu tarafındadır. Kibir ve kendini beğenip övünme de haykırıp bağıranlarda, at ve deve ile uğraşan sürü sahiplerindedir. Tevazu ve vakar ise koyunlarla uğraşanlardadır.” Diye buyurduğunu rivayet etmiştir.
(Bu hadisin söylendiği dönemde İslâm’a karşı ayak direten topluluklar genelde Arabistanın doğusunda bulunuyorlardı. Rabia ve Mudar kabileleri de Arabistanın doğusunda bulunuyordu.)

Ebû Hureyre (r.a.)’dan, Hz. Peygamber (s.a.v.): “Size Yemenliler gelmiştir. Kendileri çok ince yürekli, çok yumuşak kalplidirler. İman Yemenlidir. Hikmet de Yemenlidir. Kibir ve kendini beğenme deve sahiplerindedir. Tevazu ve vekar ise koyunla uğraşanlardadır.”

Cerîr b. Abdullah (r.a.) Rasûlüllâh (s.a.v.)’e: “Namaz kılmak, Zekât vermek ve her Müslümana nasihat vermek üzere / samimi olmak üzere biat ettim” demiştir.

Yine Cerîr b. Abdullah (r.a.): “Hz. Peygamber (s.a.v.)’e itaat etmek ve sözünü dinlemek üzere biat ettim. O da: “Gücüm yettiğince her Müslümana nasihat vermek üzere de / samimi olmak üzere de” diye telkin buyurdu.” demiştir.

Ebû Hureyre (r.a.): “Hz. Peygamber (s.a.v.): “Zina eden bir kimse, mü’min olduğu halde zina edemez. Bir kimse, mü’min olduğu halde içki içemez. Hırsızlık yapan, mü’min olduğu halde hırsızlık yapamaz.” buyurdu.” demiştir.

Yine kendisinden gelen bir başka rivayette: “Bir kimse mü’min olduğu halde halkın gözleri önünde, bakışlarını diktikleri kıymetli bir şeyi yağ********ıyıp zorla alamaz.” buyurmuştur.

(62. 601. ve 602. hadislerden öğrendiğimize göre Cebrail (a.s.), Hz. Peygamber (s.a.v.)’e gelerek “Allah’a ortak koşmadan ölen bir kimsenin cennete gireceğini” bildirmiştir. Cennete mümin olmayanlar giremeyeceği de bilinmektedir. Yukarıdaki hadisimizde ise zina edenin, hırsızlık yapanın mümin iken bu işleri yapamayacağı bildirilmektedir. 62. 601. ve 602. hadisler de her ne kadar günahı büyük de olsa bu filleri işleyenlerin cennete gireceğinden hareketle bu kimselerin eğer Yüce Allah’a ortak koşmuyorlar ve küfre girmiyorlarsa yaptıkları zina ve hırsızlığın onların iman sınırından çıkarmadığı hükmünü ortaya koymaktadır. Bu nedenle yukarıda ki hadisimizdeki “Zina eden bir kimse, mü’min olduğu halde zina edemez.” İfadesinin, böyle işlerin müminlere yakışmadığı, mümin olan bir kimsenin böyle şeylerden uzak duracağını ifade ettiği bildirilmiştir.)

KitabAdı: MÜTTEFEKUN ALEYH HADİSLER

İSLAMIN İKİ BÜYÜK BİLGESİ
BUHARİ VE MÜSLÜM'İN
İTTİFAK ETTİKLERİ HADİSLER..

ÇEVİRİ; DÜZÜNLEME VE NOTLAR:

ABDULLAH FEYZİ KOCAER
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Mesaj önizleme 


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

İletişim | Ana Sayfa | En Üste Dön | İçeriğe Dön | Arşiv | RSS Beslemesi