Cumhuriyet döneminde din siyaset iliskisi (1923-1947)
Tarih: 12-11-2017, 09:43 PM
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
Yazar: safa
Son Mesaj: safa
Cevaplar: 0
Gösterim: 2456

Mesaj önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 31 Oy - 3.03 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Cumhuriyet döneminde din siyaset iliskisi (1923-1947)
05-30-2009, 11:45 PM
Mesaj: #1
Cumhuriyet döneminde din siyaset iliskisi (1923-1947)
Cumhuriyet döneminde din siyaset iliskisi (1923-1947)

23 Nisan 1920 Cuma günü, Cuma namazindan sonra Hatm-i Serifler Buhari Kırâatleri ve dualarla Ankara'da açılan 1. Büyük Millet Meclisi, "Şeriatı ve hilafet makamını korumayı" bir vazife olarak üstlenir. (1)

Fakat aradan iki yil geçmeden "Monarsi'den Cumhuriyete" geçisin ilk önemli belirtisi olarak Meclis'te saltanatin kaldirilmasi tartismalari baslar.

Söz konusu tartismalarda, toplumda, özellikle de Istanbul'da güçlü bir tepki görülür. Buna karsin Meclis'te konuya iliskin tartismalarda ayni oranda bir tepki ve reaksiyona rastlanmaz.

Saltanatla ilgili Meclis'te uzun müzakereler yapilir. Bu müzakereler neticesinde bazi din adamlari tarafindan; Cumhuriyetin ve millî devletin Islâmiyete aykırı olmadığı, saltanatın ise, Islâmiyetle bağdaşmadığı görüşü ileri sürülür. (2).
Buna karşın saltanatın kaldırılmasına bazı din adamları da şiddetle karşı çıkar:

"Saltanatın kaldırılmasına karsı" en güçlü tepki ise, sükrü Hoca ile Lütfi Fikri Bey tarafindan gösterilmiştir. MehmetSükrü Hoca'ya göre saltanatın kaldırılması mümkün olsa bile durum değişmez. Türkiye yine bir Islâm ülkesidir. Meclis'le halife arasında bir ayrım söz konusu olamaz.

Siyasal kudreti olmayan halife düsünülemiyecegine göre, "Meclis Halife'nin, Halife Meclisi'ndir." Halifelik, Seriata göre "hükümet etmek" anlamina geldigine göre, hilafetin siyasal güçten arındırılması Islâm'in bölünmesi demektir ve "hükümetsiz, istiklâlsiz, hürriyetsiz bir halife olamaz." Bu nedenle Millet Meclisi'nin doğal baskanının halife olması gerekir; Meclis'in çıkaracağı yasaların Halife tarafından Seriat adına denetlenmesi ve onanması zorunludur. Bu onamayı almayan yasa Şer'an geçerli sayılmayacaktır. (3)

Mesrutiyet yanlışı Lütfi Fikri Bey de, bazı temel konularda farklı düşündüğü Sükrü Hoca ile "Saltanat" konusunda birlesir:

"Osmanlı Saltanatı'nın "Sadık bendesi" olan Lütfi Fikri, saltanatı kaldırmanın "reissiz" bir hükümet biçimini kabul etmek anlamına geleceği kanısındadır. Meşrutiyetin felaketi, saltanattan değil, "İhtilal" hükümetlerinden gelmiştir. Sorumlu, Ittihad ve Terakki Fırkası ve özellikle de TalatPasa'dir.Saltanatin kaldirilip, yetkilerinin tümden Meclis'e verilmesi, Meclis'i "evet efendimciler" haline getirebilecek bir kişinin tüm devlete egemen olması sonucunu doğurabilecektir.

TBMM olaganüstü dönemin meclisidir, saltanati kaldirilip, yeni bir siyasal biçimlenmeye gitmek yetkisi de yoktur. Saltanat, ancak halk oyuyla kaldırılabilir; saltanatın kaldırılmasına yönelik Meclis kararı, halkın kararı değildir. Bu açıdan konu "halk referandumu"na götürülmelidir. (4)".

Sükrü Hoca'nin ve Lütfi Fikri Bey'in bu görüşlerine, Siirt Mebusu Hulki Bey, Muş Mebusu Ilyas Sami Efendi ve Antalya Mebusu Rasih Efendi karşı çıkmışlardır.Bu mebuslar, Hoca Sükrü'yü muhatap alarak yazdıkları "Reddiye"de, Türkiye'nin bir "reis"e ihtiyacı bulunmadığı, adı ister kral, ister padisah, ister Cumhurreisi olsun, kimsenin otoritesine giremiyecegini savunmuşlardır.

Meclis'te uzun müzakerelerden sonra saltanatin hilafetten ayrilarak kaldirilmasi asamasina gelindiginde, Mustafa Kemal söz alip masanin üzerine çikar, saltanatin kaldirilacagini belirtir ve su ifadeleri kullanir:

"Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi taktirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir... (5)."

Mustafa Kemal'in bu konusmasından sonra yasa tasarısı Meclis'in oyuna sunulur ve muhalif olanların itiraz dolu seslerine aldırılmadan saltanatın kaldırılmasına karar verilir (1 Kasım 1922).




Dipnotlar:

1- Bkz. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk-Söylev, C.1. TTKY, Ankara 1987, s. 576

2- Bkz. Kemal Karpat, "Türkiye (Cumhuriyet Devri)", Islâm Ansiklopedisi (MEB), C.XII, MEBY., Istanbul 1988, s. 394

3- Bkz. Çetin Özek, Devlet ve Din, Ada Yayinlari, Istanbul, ts., S.472.

4- A.g.e., s. 472.

5- Sükrü Karatepe, Darbeler, Anayasalar ve Modernlesme, Iz Yayincilik, Istanbul 1993, s. 156.
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Mesaj önizleme 


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

İletişim | Ana Sayfa | En Üste Dön | İçeriğe Dön | Arşiv | RSS Beslemesi